https://www.wired.co.uk/article/coronavirus-ethics-pub-delivery-stockpiling sitesinden alıntıdır.

12 Mart Perşembe akşamı Boris Johnson Birleşik Krallık hükümetinin Covid-19 planını erteleme aşamasında olduğunu duyurdu. Amaç, virüsün zirve yapan etkilerini “etkisiz hale getirmek.” Açıklama öncesinde birçok kişi Avrupa ve ABD’nin birçok yerinde olduğu gibi okulların ve sosyalleşmenin yoğun olduğu alanların kapatılmasını bekliyordu.

Beklentiler boşa çıktı.  Bunun yerine yeni olarak, sürekli bir şekilde öksürüğü olan ya da ateşi olan kişilerden yedi gün boyunca evde kalmaları istendi; okullar ve iş yerleri açık kalmaya devam etti; spor faaliyetleri ertelendi. Peki, başkanın yalnızca iptal edilmesini istediği şeyler ne olabilir? Yurtdışı okul seyahatleri ve 70 yaş üstü kişiler için seyahat kısıtlaması.

Önlemler genel olarak salgını önlemek için sıkı bir uygulama geliştirmenin çok ötesinde gözüktü ve belli kesimler tarafından da çokça eleştirildi. Profesör Chris Whitty, vaktinden önce alınacak önlemlerin “korona tükenmişliği”ne sebep olabileceğini söyledi: salgına karşın önlemlerin zirvede olması gerekirken bu durum mücadeleyi yavaşlatabilir.

Ayrıca bir de sosyal izolasyon meselesi tartışılıyor: yardıma muhtaç kişileri ya da hasta olan yaşlı akrabalarımızı korona virüs semptomu göstermeseler dahi ziyaret etmemeli miyiz? Whitty, gönüllü ailevi kısıtlamaya karşın önlem alınmasını tavsiye ediyor. “Bu durumun önemli pratik sonuçları bulunuyor.” “Sosyal izolasyon, yalnızlık veya başka çeşit istenmeyen sorunlara yol açabilir” dedi.

Öksürük, ateş, solunum problemleri, ağrılar ve sancılar korona virüsün belirgin semptomları arasında. Buna karşın, yalnızlık bu semptomlar arasında belirtilmedi. Perşembe gününden sonra yapılan acil Cobra toplantısında, İngiltere Toplum Sağlığı (England Public Health) kişisel soyutlama için yeni bir rehber açıkladı: yedi gün boyunca iş yeri, toplu taşıma ve dışarıda yürüyüş gibi aktiviteler yapılmamalı. Aynı zamanda, korona virüs semptomu gösterenler evlerinde bulunan kişilerden en az iki metre uzakta durmalı.

İlerleyen haftalarda muhtemelen birçoğumuz ev içinde yaşamaya mecbur kalacağız. Bu durum şu soruyu ortaya çıkarıyor: “Virüs salgını mental sağlığımızı nasıl etkileyecek?” Zihin Sağlığı Derneği MIND’ın Enformasyon Başkanı Stephen Buckley: “Evde kalmanın ve diğer şeylerden kaçınmanın göz korkutucu bir süreç olduğunu biliyoruz. Eğer kişisel soyutlama uygulamak zorundaysanız, ne yapacağınıza dair bir planınızın olması sizin için iyi olacaktır” dedi.

Buckley toplumsal sözleşmeyi devam ettirebilmek adına dışarıyla irtibatın bir haftalık kesilmesinin hayati olduğunu vurguladı. “İyiliğinizi sürdürebilmek için Skype ya da telefon üzerinden ailenizle ya da arkadaşlarınızla sohbet etmek için planlar yapın. Ayrıca zihninizin aktif olmasına da dikkat edin. Online dersler almayı düşünün ya da yerel kütüphanenizin uygulamaları varsa kitap, dergi, ya da sesli kitap edinmeyi deneyebilirsiniz.”

Salgın yayılırken zihinsel ve fiziksel sağlığımız arasında dengeyi bulmalıyız. Korona virüs etkisinde yaşam; çalışma, sosyal ve ev hayatımız hakkında bizi belirli etik ikilemlere sürükleyecektir.

Örneğin, herhangi bir semptomu bulunmayan bir kişinin, hastalık durumunu bilmeden ve yayılma riski olduğu halde, dışarıda (pub, kafe, vb.) arkadaşlarıyla vakit geçirmesi ahlaki olarak kabul edilebilir mi? Harvard’lı ahlak profesörü Thomas Scanlon için bu durum ikilem değil.  Scanlon “Herkesin başkalarıyla virüsü iletecek kadar yakın olmalarını gerektiren ve temel olmayan temaslardan kaçınmalarını sağlayacak bir politika gerekçelendirilebilir. Belki bu açık havada bir iki metre aralıklarla dışarıda oturmaya kapsamaz, ama bildiğim kadarıyla pub’lar (kafe, bar, restoran, vb.) böyle yerler değiller.”

Birbirimize Ne Borçluyuz (What We Owe To Each Other) kitabının yazarı Scanlon, hasta olan sevdiklerimizden uzak durmamız gerektiğini söylüyor. “Riskleri göz önüne aldığımızda, özellikle yardıma muhtaç kişiler semptom göstermeseler dahi alınan önlemlerden muaf değiller. Eğer iyi durumdaysak o halde rahat olmamız gerektiği düşüncesinin psikolojik olarak aklımıza gelmesi şüphe götürmez. Ancak, yine de bu düşünceye karşı direnmemiz gerekiyor.”

Geçen hafta marketlerde makarna veya tuvalet kâğıdı için alışveriş yapan herhangi biri şuanda her ikisinin de altın tozu kadar değerli olduğunu biliyor. Fakat yine de, başka kişilerin daha çok ihtiyacı olabileceği durumda, yemek stoklamak adil bir davranış mıdır? Debbie Roberts, “Hayır, kısa bir cevap olur” diyor. “Aslında, toplumdaki diğer kişileri de önemseyip, ihtiyacımızdan fazlasını almamalıyız.”

Fakat bu durum üzerine etik bir tartışma yürütmemiz gerekir. Sheffield Üniversitesi’nden akademisyen Max Khan Hayward, “Herkesin panik alımlarına başladığı esnada, kardeşim de çok endişelenmeye başladı. Yaşlı ebeveynlerimiz için ekstra temizlik ürünleri aldı. Kendisini etik açıdan, ailesini önemseyen iyi bir çocuk olarak görebiliriz. Fakat tarafsızlık (impartiality) konusunda ve dünyadaki herkese eşit davranma konusunda, bu bir problem. Burada bir çatışma bulunuyor: Toplumdaki herkese karşı sorumluluğumuz bulunuyor, fakat bir ailemiz de var. Bu bir dengeleme tutumudur.”

Hayward’ın bir arkadaşı ABD’deki Instacart için yiyecek dağıtımı yapıyor. Hayward, arkadaşının kendisini salgına karşı mücadelede “ön saflarda” gördüğünü söylüyor. Fakat, kişisel izolsayon uygulayan biri için yemek dağıtıcılarına hastalık bulaştırma riskini almak adil midir? “Eğer markete gidip, virüsü yayarlarsa daha kötü şeyler olabilir. Yemek yemeleri gerekir ve bunun için yemek dağıtıcıları iyi bir opsiyon.” Kesinlikle tıp alanında çalışan kişilere saygı duymak gerekir ama umuyorum ki bu esnek ekonomik şartlar içinde toplumumuz değerli hizmet sunan ve kendi sağlığını insanları hayatta tutmak için yemek servis edip tehlikeye sokan dağıtıcılara emeğinin karşılığını fazlasıyla verir.”

Önümüzdeki haftalarda korona virüsün her geçen gün artan gerçekliği karşısında daha çok ahlaki meselelerle karşılaşacağız. Roberts, “Eğer etik olarak nasıl davranmamız gerektiğine dair endişeleniyorsanız, virüs hakkındaki geçerli durumlarla ilgili bilgi edinmeniz size yardımcı olacaktır” dedi. Ayrıca, hepimizin ortak amacının salgının “etkisini kırmaya yardım etmek” olması gerektiğini söyledi. “Biliyoruz ki, yaşlı insanlar ve bağışıklık sistemi tehlike altındaki kişiler bir şekilde daha çok zarar görebilir, bu nedenle özellikle bu kişileri önemsemeye ve güvende tutmaya dikkat etmeliyiz.”

Alex Christian

Çev. Melih Can Kızmaz