Memento Dergi’nin Kültürel Etkileşim sayısından alınmıştır.

Jazz kültürü, yarım asırdan fazla süredir bir çok müziğin değişiminde etkin noktalardan birisi. Günümüzde, varlığını Jazz’a borçlu olmayan çok az müzik türü vardır. Ancak özellikle Hip-Hop’ta çok büyük bir rolü var.

What's happening 
In the land of the free, home of the brave 
Too many of us reach such early graves 
They tell us to behave, but they don't know
                                                      Guru

“Jazz” kelimesinin ilk kullanımı 1910’lu yıllara dayanmakla beraber, 1890’larda ilk defa, “Ragtime” olarak adlandırılan köle şarkıları ve Amerika’nın güneyinin popüler müzik türü Blues’dan esinlenerek ortaya çıkmıştır. Sonraları Ragtime tamamiyle Jazz’a dönüşmüş olsa bile bu Ragtime müziğinin etkisi hala Jazz içerisinde görülebiliyor. Örneğin; 2015 yılında “En iyi Soundtrack” Oscar’ı kazanan “Selma” filminin müziği “Glory” bu etkinin en ön planda görülebildiği parçalardan bir tanesi.

Zaman içerisinde Ragtime sanatçıları müzikleri üzerinde denemeler yaparak Jazz’ın asıl şeklini yaratmaya başladı, Piyano asıl enstrümandı, Notalar ve besteler işin içinde kalmaya devam etmesine rağmen Sanatçılara Doğaçlama için bol bol “Solo” imkanı sunuluyordu. Bu özellikle vokal tarafında “Scat” tarzını yarattı, ki günümüzde “Freestyle Rap” diye tarif ettiğimiz şey aslen Jazz müziğin “Scat” vokalidir.

MilesDavis Quintet

Jazz’ın Evrimi

“Swing”, Jazz için ikinci büyük adımdı, Swing Grupları bir çok jazz müzisyenini bir araya getirdi ve Beyaz kitle için müzik yapmaya başladılar, Jazz müzik yavaşça özel bir kitleye sahip olmaya böyle başladı. Swing o döneme oranla daha hızlı notalardan oluşuyordu ve daha çok dans etmeye dönük bir alt-türdü..

Ardından 1940’larda “Bebop” tarzı oluşmaya başladı, Swing gibi hızlıydı ancak daha kompleks bir yapıya sahipti, daha çok enstrüman daha koordineli hareket ediyor ve aslen tek başlarına solo yapılara sahiplerdi. Günümüzde “Entelektüel Jazz’ı” olarak adlanıdırılan bu alt-türün en büyük hitlerinden biri Amy Winehouse’un “Stronger Than Me” parçasıdır.

Üçüncü adımda ise Latin ve Afro-Küba müzik akımları vardı. Jazz’ı 50’li yıllarda baştan aşağıya saran bu akımla beraber artık Perküsyon daha ön plandaydı ve adım adım Ragtime kökeninden uzaklaşan bir Jazz müzik oluşmaya başladı.

Jazz’ın en büyük değişimi ise 1980 ve 1990’lı yıllarda Synthesizer’ların müziğe katılması ile başladı. Daha sonraları Rap müziğin ana yapısı oluşturacak olan A Tribe Called Quest, Jungle Brothers, NWA, Tupac Shakur gibi bir çok isim bu Synthesizer’lı Jazz’dan bol bol beslendi.

Jazz Müziğin Rap Müziğe Etkisi

Jazz müziğin aslen Rap müziğin bu kadar içerisinde olabilmesi aslında direkt olarak Jazz müziğin 70’li ve 60’lı yıllarda siyahi kitlede popüler olmasından kaynaklı, fakat zaman içerisinde özellikle sosyal konuları ve ırk temelli problemleri dile getiren grupların -özellikle A Tribe Called Quest- rap müzik üzerinde yarattıkları etki, Jazz’ı Rap müziğin en büyük dayanaklarından biri haline getirdi.

A Tribe Called Quest’in, Frontman’i Q-Tip Spin dergisine verdiği röportajda anne ve babasının Jazz plaklarından oluşan bir koleksiyonu olduğunu söylemiş ve Jazz müziği 11-12 yaşından beri dinlediğini, doğal olarak müziğinin de bu durumdan beslendiğini söylemişti. Ancak arkasında çok daha büyük dinamikler var.

You know I did it 
So don't violate or you'll get violated 
The hip-hop sound is well agitated 
Won't ever waste no time on a played out ego
                                                               Q-Tip

Örneğin, Hip-Hop tarihinin en büyük fikir adamlarından Afrika Bambaataa, Bir çok Jazz ve Funk elementini müziğinde aktif olarak kullanıyordu, Hip-Hop’un erken dönemdeki en büyük hitlerinden “Planet Rock” birçok müziğin füzyonuydu ve kültürün tamamına etki etti. Öyle ki; “2000’lerin en iyi 100 Hip-Hop albümü” listesindeki 40’tan fazla albüm “Jazz-Hop” denen Jazz müzikal planını kullanan Hip-Hop albümü.

Ther Roots – Phrenology Album Cover
  • Mutlaka Dinleyin:
  • The Roots – Phrenology
  • Pete Rock – Petestrumentals
  • Del Tha Funky Homosapien – Deltron 3030
  • The Philadelphia Experiment – The Philadelphia Experiment
  • Nujabes – Modal Soul
  • Madlib – Shades of Blue
  • Dela – Changes of Atmosphere
  • Jazz Liberatorz – Clin d’oeil
  • Madvillain – Madvillainy

Ancak Jazz ve Hip-Hop’tan bahsedeceksek, tüm örnekleri bir yana koymalı ve Guru’dan bahsetmeliyiz. Gang Starr grubunu kurduğu DJ Premier ile beraber yaptığı işlerle başlı başına “Jazz-Hop”u yaratan Guru, Yıllar içerisinde çıkardığı “Jazzmatazz” serisi ile Rap müziğin enstrüman ve sample yapısını baştan sona değiştirdi, verdiği bir röportajda “Jazz-Hop” sürecinden şöyle bahsediyor: “Londra’daki meşhur Jazz Cafe’yi ziyaret etmiş ve orada sahne almıştım, Orada tanıştığım bir çok Jazz müzisyeni ile stüdyoya girdik ve onlara serbest olmalarını söyledim. Üzerinde birçok deneme yaptıktan sonra yavaş yavaş kafamızda bir yapı oluşmuştu. R&B, Soul, Funk, Reggae gibi bir çok müzikten aldıklarımızı Hip-Hop ve Jazz ile kombinledik.”

It's '89, mine, I'm Keithy E. the Guru 
Premier is here with the flair, we're running to you 
Bust your grill with skill as we build and fulfil 
I drop the wisdom to quiz them, with precision we drill
                                                                          Guru

Özellikle Avrupa’da kendilerine yarattıkları kitle ile beraber DJ Gilles Peterson’ın dikkatini çektiler. O dönem Londra’nın en büyük radyosu Kiss FM’in Baş DJ’i olan Peterson, Jazzmatazz Vol 2’nin yapımında ekibe birçok isim ile beraber çalışma şansı sağladı. Jamiroquai’den Jay Kay, Mica Paris, Jamaika’lı şarkıcı Ini Kamoze bunlardan bazıları olurken albüm 1995 yılında İngiltere listelerinde 3 ay bir numara kalarak Jazz-Hop’un piyasada tutunabileceğini kanıtladı.

Bir yandan da Gangstarr ile beraber 94, 98, 99 yıllarında yaptığı üç albümle Amerika’da 2.5 milyondan fazla satarak Piyasa-Rap’inde de adından söz ettirdi. 2003 yılında Hip-Hop tarihinde hala arkaplanı merak edilen bir şekilde DJ Premier ile olan dostluğunu ve iş arkadaşlığını bitiren Guru, 7 Grand Şirketi’ni kurdu ve, V7 – Street Scriptures, Jazzmatazz 4, Guru 8.0 Lost And Found gibi albümler ile kendi yarattığı janra şekil vermeyi sürdürdü.

You'll come back with dumb raps, then like a tech inside 
I'll take you out your misery, you ought to step aside 
Your weak rap, you speak that yang so I'mma clue you
The DJ's name is Premier, and I'm the Guru
                                                                      Guru

Jazzmatazz serisi sorulduğunda Guru’nun verdiği cevap ise şöyle oldu: “Jazzmatazz tüm Rap albümlerinden farklı bir şekilde, insanları bir araya getirmeye odaklanıyor. Günümüzde birçok Rap şarkısı ve albümü, genel olarak kavga-gürültüden ibaret ve Rap sanatçıları bile kendi tarihlerinden haberdar halde değiller. Hip-Hop herkesin ilham alabileceği, ortak ve barışçıl bir alandı. Birçok noktada Jazzmatazz sadece buna odaklanıyor. Bu yüzden bu albümün ve serinin her zaman güncel kalacağına inanıyorum, çünkü bana göre Hip-Hop’a bu şekilde hayat verebiliyoruz.”

Geçen yıl, Guru’ya Miyelom hastalığı teşhisi kondu. 2010 Şubat ayında kalp krizi geçirdi ve komaya girdi. Genç rapçilere tavsiyesi. “Kendine karşı dürüst ol, orijinal ol, eleştiriye açık ol ve seni eleştirmeyenler ile dost olma…”

Cenk Durlu