Gün ışığından yararlanarak çalışan sanatçılar, izlenimlerini tuvale aktarırken işin içine benlikleri, barındırdıkları his ve fikirler de dahil olmaktadır. Claude Monet,  1872 yılında yaptığı “İzlenim: Gün Doğumu” (Impression soleil levant) adlı eseriyle yorumun ön plana çıktığı, realist tavrın ise arka planda kaldığı bu akıma ismini vermiş olur.

Claude Monet, İzlenim: Gün Doğumu, 1872
Musee Marmottan Monet, yağlı boya

            İzlenimcilik akımının Avustralya ayağına baktığımıza karşımıza büyük miktarda doğal ışık ve ülkenin büyük bir bölümüne yayılmış dağlık alanlar, nehirler, kırsal araziler ve limanlarlar çıkmaktadır. Ülkesinin en bilinen ve en etkili manzara ressamlardan biri olan Arthur Streeton’ın eserleri, kendi coğrafyasında bir imaj haline gelmiştir. Sonradan “Avustralya İzlenimciliği” olarak anılacak olan Heidelberg Okulu’nun bir üyesi olan sanatçı, William Turner ve Fransız İzlenimciliği’nden oldukça etkilenmiştir. Avustralya’nın ilk sanat okulu olan Heidelberg’teki eğimi sırasında Tom Robbert ile tanışan sanatçı, bu tanışıklıktan sonra Robbert’ın da dahil olduğu bir grup sanatçıyla Eaglemont yamacı yakınlarında çalışma kampları kurmuştur. Çalıştığı şehir, liman ve deniz manzaraları dışında daha dramatik görüntüler elde etmek için gittikleri Mavi Dağlar’da sanatçı, farklı tonlamaları deneyimleme şansı elde etmiştir.

Heidelberg Okulu’nun sanatçıları, aynı zamanda Avustralya Sanatçı Topluluğu’nun da bir üyesiydi.

1890’lardan itibaren daha büyük boyutlu tuvaller kullanan sanatçı, coğrafyasının sahip olduğu ışık-ısı dengesini daha iyi yansıtmaya ve iddialı, lirik, güçlü bir tarz yakalamaya başlamıştır. I. Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle 1918 yılında “savaş sanatçısı” olarak görev yaptığında, şahit olduğu insani yıkımlara odaklanmaktansa, savaşa ev sahipliği yapan batı cephesini çizip belgelemiştir. Ülkesine dönüp sanat eleştirmenliği yapan sanatçı, 1943 yılının eylül ayında hayatını kaybetmiştir.

Sir Arthur Ernest Streeton (1867-1943)

            Arthur Streeton’ın  “The Selector’s Hut” ya da diğer adıyla “Whelan on the Log” olarak anılan tabloda bahsi geçen Whelan, arazinin bekçi çiftçisidir. Resimde Eaglemont’ta bulunan arazinin sahibi Charles Davies’in, mülküne göz kulak olması için işe aldığı Jack Whelan’, kütüğün üzerinde işine ara vermiş bir şekilde dinlenirken konumlandırılmıştır. Resmin büyük bir bölümünü dingin gökyüzü kaplamaktadır ve dikkatimizi bulutların arasından sızan, taze güneş ışığının yarattığı parlamalara dikkat çeker. Cılız ağacın hafif eğimi, arkada dokunsan yıkılacakmış gibi görünen kulübe ve zeminde yer alan sarı-pastel tonlardaki çalılar, bize havada hafif bir esintinin varlığını hissettirir. Ağaç kütüğünün iç kısmındaki turuncuya çalan tonlar, kesimin henüz yeni gerçekleştiğinin ve Whelan’ın bolca emek vererek günlerini geçirdiği iş disiplinin bir simgesi gibidir.

Arthur Streeton
The Selector’s Hut (Whelan on the Log), 1890
National Gallery of Australia, Canberra

Streeton bu resmi de dahil olmak üzere, daha çok “erkek emeği”nin çeşitli duruşlarını sergiler. Lirik bir anlatıma sahip olan resim, emekçi bir çiftçinin para kazanma yolundaki adım adım ve dirayetli tavrını bizlere gösterir. 1890 yılının bir yaz ayında tamamlanan tabloda, yaz sıcağının zemindeki otları yıpratış hali ve gökyüzünün sahip olduğu berrak mavi ton, Streeton’un ışık-ısı dengesini nasıl kurduğunun adeta bir kanıtıdır. Çiftçi Jack Whelan’ın çalıştığı arazinin çevresi yerli halka ait değil, daha çok sanatçı kampları ve banliyölerle doludur. Resmin çizildiği yıllarda arazi sahipleri, konut blokları inşa ederek değerlendirmek istedikleri mülklerini, 1889-1890 yılları arasında mali çöküşten dolayı boş bırakmak zorunda kalmışlardır. Whelan’nın aksine onlar, zenginliğe giden yoldan uzak ve duraklamış durumdadır.

Tablonun figürü yaşamdan, gerçek bir hikayesi olan ve dönemin sosyal bir sınıfını temsil eden bir bireydir. Sorumlu olduğu araziyi kendi emekleriyle ekip biçen, modernleştiren birçok çiftçiden birini temsil etmektedir. Streeton, Eaglemont yamacındaki izlenimlerini aktarmış olduğu kadar, resmin kurgusunu toplumsal bir alt metne göre düzenlemiştir. Sanatçı ve çiftçinin resmin yapıldığı süre boyunca kulübede beraber kaldıklarına ilişkin notlar da mevcuttur. Sıcak ama dingin bir havayı ve eylemsel bir çalışma halini beraberce yansıtmayı başaran Streeton’un sevilen bir ressam haline gelmesinin bir başka nedeninin de, resimlerinde yansıttığı mekanla iç içe geçip elde ettiği bağ olması muhtemeldir.

Işıl Ayçiçekka