Trending News

Sanat

ESER OKUMASI III: DURER’İN ÖĞRENCİSİ HANS GRIEN 

14. yy’ın sonlarına doğru mimari, edebiyat, felsefe ve sanat arasında kurulan bağ ve bu bağın ardından yükselişe geçen Rönesans, başta İtalya olmak üzere birçok ülkeyi etkisi altına almıştı. Hümanizmanın hâkimiyet kurduğu ve sanatçının toplumun diğer bireylerinden farklı olarak “icra etme kabiliyetine sahip bir birey” olarak kabul edildiği Rönesans düşüncesi, böylelikle sanatçı isimlerine ve kimliğine daha fazla önem vermeye başlamış oldu.

Sanat

ESER OKUMASI II: Fütürist Sanatçılarla Anın Dinamizmini Yakalamak 

Bir sanat akımı olmaktan ziyade, var olan sanat pratiğine yönelik bir tepki olarak meydana gelen fütürist hareket, bu dönemden itibaren manifesto yazım hareketinin oluşmasına da öncülük etmiştir. 20. yy ’da yeni bir sanat önermesiyle gündeme gelen fütürist sanatçıların, ne yazık ki bu önermenin tam tanımını bir türlü yapamamış oldukları da bir gerçektir. Devinimin ön planda olduğu heykel ve tuval çalışmaları, izlenimci hareketi bir üst seviyeye taşıyarak gözün deneyimlediğini zamansal çizgide algılamamızı ve ona bir “oluş” çerçevesinde bakmamızı sağlar.

Sanat

Eser Okuması – I: The Selector’s Hut (Whelan on the Log) 

Tablonun figürü yaşamdan, gerçek bir hikayesi olan ve dönemin sosyal bir sınıfını temsil eden bir bireydir. Sorumlu olduğu araziyi kendi emekleriyle ekip biçen, modernleştiren birçok çiftçiden birini temsil etmektedir. Streeton, Eaglemont yamacındaki izlenimlerini aktarmış olduğu kadar, resmin kurgusunu toplumsal bir alt metne göre düzenlemiştir. Sanatçı ve çiftçinin resmin yapıldığı süre boyunca kulübede beraber kaldıklarına ilişkin notlar da mevcuttur. Sıcak ama dingin bir havayı ve eylemsel bir çalışma halini beraberce yansıtmayı başaran Streeton’nun sevilen bir ressam haline gelmesinin bir başka nedeninin de, resimlerinde yansıttığı mekanla iç içe geçip elde ettiği bağ olması muhtemeltir.

Gezi, Mimari, Sanat

Gezi Turu I: Ayasofya 

Üç kez inşa edilen Ayasofya, ilk olarak İmparator Konstans tarafından 360 yılında Büyük Kilise anlamına gelen “Megale Ekklesia” adıyla yapılmıştır. Üstü ahşap çatı ile örtülü, bazilikal planlı bir kiliseydi. 404 yılında çıkan isyan sonucu yanmıştır. Günümüzde ilk Ayasofya’ya ait bir kalıntı bulunmamakla birlikte Ayasofya Müzesi İkona ve Kilise Eşyaları Deposu’nda Megale Ekklesia damgalı tuğlalar bulunmaktadır.

Sanat

Hiperrealizm’de Nur Koçak İmgeleri 

Kendini Pop-Art’ın bir uzantısı olarak geliştiren hiperrealizm akımının (veya süperrealizm, fotogerçekçilik, hipergerçekçilik) ülkemizdeki ilk temsilcisi olarak gördüğümüz Nur Koçak’ın ilk retrospektif sergisi geçtiğimiz aylarda SALT kapsamında İstanbul ve Ankara’da açıldı ve oldukça ilgi gördü.

Mimari, Sanat

Mimarlıkta Ütopya ve Distopya (Yazı Dizisi Kısım II) 

Akıl Çağı ya da Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan dönem 1650-1800 yılları arasında Batı Uygarlığı’nın modern çağa geçişini tanımlayan bir dönemdir. Aydınlanma’nın temelleri Rönesans Dönemi’nde atılmıştır. Bu dönemdeki keşifler insanın dünyasını genişletmiş ve odak noktası haline gelmiştir. Fakat bu dönemde diğer çağlardan farklı olarak akıl ön plana çıkmıştır.

Mimari, Sanat

Mimarlıkta Ütopya ve Distopya (Yazı Dizisi Kısım I) 

Ütopyalarda mekân, hayal gücüyle kavranan ve bu kavrayışı mekânsal pratiklerle gerçeğe dönüştüren alanları kapsar. Özellikle klasik ütopyacılığın dışarı kapalı ve dünyanın kötülüklerinden sıyrılmayı sağlamasıyla başlayan mekân serüveni, modern ütopyalarda mekânsal ve toplumsal dönüşümle değişime uğramıştır. Ütopya kavramı ilk kez, 1516 yılında Thomas More tarafından aynı isme sahip eserinde kullanılmıştır.